MidReal Story

Betrayal's Triumph: Sultan Alparslan's Redemption

Apr 12
Scenario: Yıl 1064 Selçuklu tahtında Sultan Alparslan var. Sultan Alparslan devletini adaletle ve huzurla yönetirken yakın adamlarının hainliğine uğrar; başkenti ve akrabalarını kaybeder bunun üzerine çaresizce düşünür. Sultan Alparslan başkenti kaybetmesi üzerine azıcık birlikleriyle kalır düşmanı nasıl alt edeceğini düşünür...
Create my version of this story
Yıl 1064 Selçuklu tahtında Sultan Alparslan var. Sultan Alparslan devletini adaletle ve huzurla yönetirken yakın adamlarının hainliğine uğrar; başkenti ve akrabalarını kaybeder bunun üzerine çaresizce düşünür. Sultan Alparslan başkenti kaybetmesi üzerine azıcık birlikleriyle kalır düşmanı nasıl alt edeceğini düşünür...
Yıl 1064 Selçuklu İmparatorluğu.
Başkentteyim; tahtımda oturmuş, devletimi adaletle ve huzurla yönetmeye çalışıyorum.
Bir karar almak için yakın adamlarımla toplanmışız.
Düşmanlar sınırlarımıza dayanmış, başkentimizi kuşatmış.
Ordumuz, düşmanla savaşmasına rağmen, padişahlarının başında bulunmadığı için dağılmış.
Düşmanlarımız birkaç defa mağlubiyet de aldılar, ama her seferinde daha güçlenerek geri geldiler.
Savaşta yorgun düşmüşler ve askerlerimiz de sürekli olarak kaçıyorlar.
Benimle birlikte başkenti terk etmek istemeyen askerlerim de dahil, hepimiz kapana kısılmışız.
Aniden, birkaç yakın adamımın ihanetiyle karşı karşıya kalırım.
“Siz de mi yoldaşlar?
” sorusunu sormama fırsat vermeden, kılıçları dönerler.
Kimisi hemen karnımdan vurulurken, kimisi de şehirdeki askerleri öldürmek için yola çıkar.
Bir çoğu atını sürerek başkenti terk ederken, sarayı benimle birlikte terk etmek istemeyen adamlar kalan adamlarıma saldırır ve hepsi ölür.
Saraya giren ihanetin karanlık elleri beni bulur ve hep birlikte haince öldürülür ailemi ve dostlarımı da katlederler.
Onları öldürürken, gözümü kırpmazlar ve sonunda da taht hayatıma son verilir.
Beni tahttan indirip, sürücü gibi atımdan indirirler.
Saraya giren ihanetin karanlık elleri beni bulur ve hep birlikte haince öldürülür ailemi ve dostlarımı da katlederler.
Sarayın kapısından çıktığımda, düşmanların neredeyse sınırlarımıza kadar geldiklerini ve başkenti ele geçirdikleri haberini alırım.
Tüm saray halkını toplar, ne yapacağımıza dair düşünmeye çalışırken, pek bir şey gelmez aklıma.
Başkentimi düşmanlara kaptırmamak adına yapacak çok az seçeneğim var.
Image for story ePGz
Düşmanlarıma karşı ne yapacağımı düşünmeye çalışırken, sarayın kapısına dönerim.
O an, ne yapacağımı bilmiyorum.
Mümkün olduğunca az kayıpla başkentimi geri almalıyım.
Kalan azıcık birliklerimle başkentimi kuşatan düşmanları nasıl alt edebileceğimi düşünüyorum.
Havanın kararırken, sarayın kapısında bekliyorum.
Düşmanlarla birlikte içeri giren adamlarımı gördüğümde aklımdan geçenleri bir kenara bırakıp, ihanet eden komutanlarla yüzleşmeye karar veririm.
“Mervan, sen de mi yoldaş?
” diye sormadan önce, onları tanıdığımı fark ederim.
“Benden başka burada kimse yok mu?
” diye sorar gibi bakış atarım.
“Gözlerimle gördüm hepsini öldürdüm.
” dedi Mervan.
“O zaman, sen neden yaşadın?”
“Bizi niye öldürdün?”
“Neden öldürmediğin kişi öldüren olmadı?”
“Neden öldürmedin beni?”
“Neden öldüren olmadı?
” diye sordum.
Mervan, aşağı dalarak kaçmaya çalıştı.
Koşarak, düşmanlarıma doğru gitti.
Ben de peşinden koştum.
Düşmanlar, ne olduğunu anlamadan belden aşağı vurduğum Mervan’ı öldürdüm.
Diğer adamın kimliğini sormadan kılıcımla saldırdım.
Saldırıma karşı koyamadı ve öldü.
Saraya girdiğimde, saraya giren ihanetçilere karşı savaşmaya devam eden adamlarımla karşılaştım.
Onları öldürdükten sonra, saraydan çıktık.
İki saat içinde, düşmanlar İstanbul’dan kaçtı.
Bizim ordumuz ise büyük bir zafer kazandı.
İstanbul, doğu sınırlarına geri çekildi.
Bozguna uğramıştı ve iki yıl süren savaş sona erdi.
O gece, savaş alanında sadece üç adamımı kaybetmiştim.
Savaşın ardından, sarayıma döndüm ve dört gözle yeni düşmanlarımın saldırısını bekledim.
Her gün, başkentimizde düşmanlara karşı savaşmaya devam ettik.
Düşmanlarımız bir gün bile bizimle savaşmaya cesaret edemediler.
O gece, düşmanlarımızı yendikten sonra, sarayıma döndüm ve Emine Hatun’u düşündüm.
O gece, onun yeni bir hayal kurduğunu ve o hayale dua ettiğini gördüm.
Bir gece sarayda, iç savaştan galip ayrıldığımız günü kutluyorduk.
Sarayda içecek hiçbir şey olmadığı için, içmeye alışık olmadığımız şarap içiyorduk.
Image for story ePGz
Kardeşim Süleymanla kutlama yaparken onunda ihanetine uğrarım kalbimden hançerler beni...
İki yıldır, bu kadar şarap içmemiştim.
Şarabın tadını çıkarırken, bir içecek istedim.
Hizmetçim Hasan, “Efendim, çok yorgunsunuz ve uyumanız gerekiyor…” dedi.
Sonra da, “Şarap bitene kadar, içme ihtiyacı hissetmeyeceksiniz” diye ekledi.
Ben de, ona şarabın bitmesini beklemeden bir içecek getirmesini söyledim.
Hasan, “Eğer hizmetinizde başka bir hizmetçi yoksa, sabah getireceğim efendim” dedi.
Ben de, ona başka bir hizmetçi bulmasını söyledim.
“Bu zamana kadar hiç aksatmadın, neden bugün aksatıyorsun?”
diye sordum.
Hasan, “Özür dilerim efendim” dedi ve odadan ayrıldı.
Ertesi gün, yeni bir hizmetçiyle tanıştım.
“Adın ne?”
diye sordum ve “Emine Hatun” diye cevapladı.
Bir hikâye anlatıcısı gibi anlatmaya başladı:
“Ben, Hasan’dan daha iyi hizmetçi olabilirim.
Efendim, beni denemek ister misiniz?
Eğer beğenirseniz, Hasan’ın yerine bırakırım.
Eğer beğenmezseniz, beni başka bir hizmetinize verebilirsiniz.”
Ben de, ona başka bir hizmetkâr vermemi söyledim.
Emine Hatun, hizmetçi olarak yeni olduğu için, bana daha iyi hizmet etmek istiyor ve Hasan’ı kötülemek için aşağılamaya çalıştığını fark ettim.
Bu yüzden, onunla Hasan’ın yer değiştirmesini kabul ettim.
Beş aydır, Emine Hatun hizmetçim olmuştu.
O beş ayda, Emine Hatun’un benim yemek yeme alışkanlıklarımı bile öğrendiğini fark ettim.
Ben, Salata ve ekmekten hoşlanıyordum.
Aynı zamanda, sebzelerin çok fazla yağ olmamasına dikkat ediyordum.
Emine Hatun, benim yemekten hoşlandığım tarih dönemlerinin geleneklerini bile öğrenmişti.
Emine Hatun, benim bir içecek istediğimi duyunca, hemen hazırlamaya başladı.
Halk tıp bilgisine dayalı bir tarif kullandığı için, oda kokusunu almıştım.
İçeceği getirirken, arka tarafta işlerini bitirmiş olan diğer hizmetçilerin konuştuğunu duydum.
“Emine Hatun, daha önce sarayda hizmetkârlık yapmadığı için, Sultan’a neden bu kadar iyi hizmet ettiğini anlamadım” dedi.
Emine Hatun, içeceği önüme koydu ve “Efendim, lütfen tadına bakın” diye rica etti.
Image for story ePGz
İçeceğimi içtikten sonra Emine hatuna bakarken dayanamayıp onu öptüm.
Sonra, ona sarıldım ve gözlerime bakıp bana içkiden bir yudum almasını rica ettim.
Emine Hatun, “Ben sadece Sultan’a içki getireceğim” dedi.
Ben de, ona içkiden bir yudum almasını rica ettim ve Emine Hatun, içkiden bir yudum aldı.
İçkiden bir yudum aldıktan sonra, bana bir masaj yapmak istediğini söyledi.
Sırtıma oturduktan sonra, benim masaj yapmamı istedi.
Masaj yaparken, Emine Hatun’un kıyafetinin değiştiğini gördüm ve o anın tadını çıkarmak için ona izin verdim.
O sırada, şehzade Malik Shah yanıma geldi ve “Şehzadem, şunu beğendin mi?”
dedim ve “Sana iki şişe şarap getiririm” dedim.
Şehzade Malik Shah, “Şarap sevmiyorum efendim, bana da aynı şeyden verir misin?”
diye cevapladı.
Emine Hatun, içkileri hazırlamak için ayrıldıktan sonra ben içimden şehzade Malik Shah’a olan sevgimi ve değerimi dile getirdim.
Onun o kadar değerli olduğunu düşünüyordum ki, ne zaman sarhoş olsam, onu içkiye davet ederdim.
Şehzade Malik Shah’ın yanına oturduğumu hatırlayarak, eski hizmetkarlarımızdan birkaç kişiye bakarak aklımdan geçenleri düşündüm.
Eskiden, bu hizmetkarlarımızın hepsi bana sadık olanlardı.
Ama şimdi hepsini öldürdüm ve onlara ihanet ettim.
Image for story ePGz
Yatağıma uzandım ve Emine hatunu çağırttım yatakta beraber aşk yaşadık
Sultan Alparslan olarak evime döndüğümde hizmetkarlarımın içeride ben yokken neler konuştuklarına tanıklık ettim.
Emine Hatun içkimizi hazırlıyordu ve ben içkimizi hazırlarken hizmetkarlarımızın ne konuştuğunu dinliyordum.
Emine Hatun bir yana doğru eğilerek şehzade Malik Shah’ı çağırmış ve “Gel efendi içkinizi hazırladım.” demişti.
Hizmetkarlarımızdan bir tanesini çağırmış olmasına bir anlam veremedim ve Emine Hatun içkileri hazırladığında şehzade Malik Shah’ın yanına gittiğinde emir vermek için bir hizmetkar çağırdığını gördüm.
Hizmetkarların arasından bir tane hizmetkarı çağırmıştı ve hizmetkara “Yan odadan efendime bir içki daha yapmasını söyle.” dediğini duydum.
Hizmetkarlarımızdan bir tanesinin yanına gitmiş ve hizmetkara “Efendi benimle evlenirse bana bu kadar kibar davranır mı?” demişti.
Hizmetkarımızı çağıran Emine Hatun olduğunu ve bana olan sevgimden dolayı şehzade Malik Shah’ı çağırdığını düşünmüştüm ama hizmetkarlardan biri bana olan sevgisinden dolayı beni çağırdığını düşündüm.
O an hizmetkarlarıma olan sevgimden şüphe etmiştim ve hizmetkarlarıma olan sevgimden dolayı onlara ihanet etmek istememiştim.
Zaten daha önce de gece sarhoş olup Emine Hatun’a aşık olduğumu itiraf etmiştim ve hizmetkarlarım arasında bir gerginlik olmasından korkmuştum.
Şehzade Malik Shah’a istediği gibi içki vermemi söylemişti ve Emine Hatun yanıma gelmişti.
Emine Hatun yanıma geldiğinde ona içki getirmesini söylemiştim ve Emine Hatun yanıma gelerek “Sana bu içkiden getirmemi ister misin?” demişti.
Ben de Emine Hatun’a özel bir içki yapmasını istemiştim ve Emine Hatun gülümsemişti.
Emine Hatun yanımdan ayrıldığında yemek odama gitmiş ve ben içkimizi içtikten sonra yanıma gelmişti.
Emine Hatun yanıma geldiğinde içkimi getirdiğinde bir yudum aldım ve garip bir tatla karşılaştım.
İçkimi içtikten sonra acı bir tatla karşılaştım ama bu acı tat hoştu ve bir yudum daha aldım.
Emine Hatun yanıma gelerek bir yudum almamı istemişti ve bu kez dilimin ucu ile Emine Hatunu öperek ağzına verdim.
Emine Hatun beni öpmemi istemiş ve ben de Emine Hatunu öptüm.
Emine Hatun beni öperken dudaklarımızın arasına dilimi sokarak Emine Hatunu daha fazla öpmesini istemiştim.
Emine Hatun benimle birlikte olmadan önce beni öpmemi istemişti ve ben de emir vererek Emine Hatunu giysilerini çıkarmasını istemiştim.
Image for story ePGz
292
683